TÜSİAD Pekin Ofisi Direktörü Iraz Turhan ile Söyleşi

” Çin’de gerçekleştirilen sektörel fuarların iyi takip edilmesi önemlidir. “

TÜSİAD Pekin Ofisi Direktörü Iraz Turhan ile Söyleşi

TÜSİAD’ın Pekin Ofisi Direktörü Iraz Turhan ile yaptığım röportajda Çin ekonomisi ve Türkiye-Çin ekonomik ve ticari ilişkileri hakkında aldığım bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Sinoloji Anabilim Dalı mezunu olan Iraz Turhan, kariyerinin başlarında Türkiye’de Asya Pasifik Araştırmaları Merkezi Çin Masası’nda uzman olarak görev yapmıştır. Araştırma bursu kazanarak Tayvan’da 3 yıl geçirdikten sonra T.C. Pekin Büyükelçiliği’nde Büyükelçi asistanlığı ve tercümanlık görevlerinde bulunmuştur. 2007 yılında faaliyetlerine başlayan Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Pekin Ofisi’nin Direktörlüğü görevini sürdürmektedir.

Umut Ergunsü: Kariyeriniz için Çin’i tercih etmenizin nedenleri nelerdir?

Iraz Turhan: Öncelikle Çin’in inanılmaz derin bir kültürü var. Bütün dünyanın dikkatini çeken bir ekonomik modeli olduğu gibi öğrenilmesi, anlaşılması gereken ve aynı zamanda eğlenceli de olan yanları var. Sinoloji bölümünü kazanıp Çin macerama yeni başladığım yıllarda, kimileri “ne Çince mi?” diyerek şaşkınlıklarını belirtirken, kimileri ise “Çin 10 yıl sonra dünyanın imparatoru olacak çok doğru bir seçim” diyerek bana desteklerini bildirdiler. Ben o ilk günlerde dahi, kendimi Çin’de, Çin ile birlikte değişirken, gelişirken bulacağımı hissediyordum. Çinli ünlü filozof Xunzi’nın da dediği gibi, “dağın zirvesine çıkmadan gökyüzünün ne kadar yüksek olduğunu anlayamazsın; nehrin dibine dalmadan, ne kadar derin olduğunu anlayamazsın”. Bu özlü söz, benim Çin’e bakışımı oldukça iyi anlatıyor. Ben Çin’i keşfetmeyi istedim.

Umut Ergunsü: Çin ekonomisinden kısaca bahsetmek gerekse neler söylersiniz?

Iraz Turhan: Artık yüzümüzü Asya’ya çevirme zamanı, özellikle de Çin’e…

Çin ekonomisi son 30 yılda ortalama yüzde 9.5 büyüyerek muazzam başarılar elde etmiştir. Son yıllarda yaşadığı ekonomik dönüşüm ile Çin artık ucuz mal üreten ülke olmaktan yavaş yavaş teknoloji üreten ülke olma ünvanını alma yolunda ilerlemeye başlamıştır. Çin; 经济危机 (jingji weiji, anlamı: ekonomik kriz) kelimesinin son karakterini kullanarak “机会” (ji hui, anlamı: fırsat) kelimesini türeten bir mantığa sahiptir. Yani, türetilen bu kelimeden de anlaşıldığı gibi, Çin, dünyada yaşanan ekonomik krizleri fırsata dönüştürüyor.

Son yıllarda Avrupa ve Amerika’nın Çin’i en çok eleştirdiği ve tehdit olarak gördüğü konulardan biri yerli inovasyon konusundaki atılımları ve patent edinmeleridir. Çin artık kendi teknolojisini üretmek istiyor. Kendi markasını yaratıyor. Hem geçtiğimiz dönemde yürürlükte olan 11. Beş Yıllık Kalkınma Planı kapsamında, hem de 12. Beş Yıllık Kalkınma Planı kapsamında, Çin devletinin en büyük fonlarını AR&GE çalışmalarına ayırdığı görülüyor. Artık Çin, başka ülkelerin mallarının aynısını üretmiyor; öğreniyor, öğrendikçe de geliştiriyor.

Bilindiği gibi, Çin en büyük döviz rezervine sahip ülke. Bu bağlamda China Investment Corporation (Çin Yatırım Şirketi, CIC) bağımsız varlık fonları önemli bir yatırım aracı olarak öne çıkıyor.

Çin artık dünyaya yatırım yapıyor. Örneğin Çin, Avrupa’nın ünlü araba markası Volvo’yu satın aldı. Çin’in buna benzer şekilde yurtdışında gerçekleştirdiği birleşme ve satınalmalar dikkat çekiyor. Bu bağlamda, Çin’in bağımsız devlet fonu olan Çin Yatırım Şirketi ile ilişkiler de öne çıkarılmalıdır. CIC’nin Çin’den yatırım çekme konusunda önemli bir muhatap kabul edilmesi ve sahip olduğu büyük miktarlardaki fon kapsamında Türkiye’ye yatırıma gelmesi için temas kurulması oldukça önemlidir. TÜSİAD International bünyesinde faaliyet gösteren Bağımsız Varlık Fonları Çalışma Grubu bu konuda aktif olarak çalışmalarını sürdürüyor.

Umut Ergunsü: TÜSİAD neden Çin’de ofis açma gereği duydu?

Iraz Turhan: Çin’in dünya ekonomisindeki giderek artan önemini dikkate alan TÜSİAD, beşinci yurtdışı temsilciliğini Çin’de açma kararı aldı. TÜSİAD, Türkiye’nin artık yüzünü Çin’e çevirerek Çinli dostalarımızla kazan-kazan ilişkisi içerisinde olma zamanının çoktan geldiğini düşünerek, Çin’e ofis açmıştır. TÜSİAD, bu ofis ile Çin’e ve Asya Pasifik Bölgesi’ne verdiği önemi göstermiştir.

Çin’deki en önemli Avrupa özel sektör kuruluşu olan Çin AB Ticaret Odası (EUCCC) ile yapılan anlaşma ile 26 Kasım 2007 tarihinde TÜSİAD Pekin Ofisi EUCCC çatısı altında açıldı. TÜSİAD’ın Pekin merkezli etkinliklerinin ana amacı Çin ve Asya-Pasifik bölgesindeki gelişmeleri takip etmek, TÜSİAD üyelerinin Çin’de ihracat, yatırım ve ortaklık ilişkilerine yardımcı olmak, Çinli muhataplarımızı Türk ekonomisi hakkında bilgilendirmek ve iki taraf arasında güven artırıcı bir rol oynamaktır.

Umut Ergunsü: Ofisinizin faaliyetleri hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz?

Iraz Turhan: TÜSİAD Pekin Ofisi “The nearest European country to China, and not only geographically” temasından hareketle, Çinli muhattaplarına Türkiye’nin AB ile gümrük birliği ilişkisi ve AB üyelik süreci hakkında bilgilendirici faaliyetlerde bulunmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye’nin; Avrupa ve yükselen Balkan, Karadeniz, Akdeniz ve Yakın Doğu pazarlarına girmek isteyen Çinli şirketler için sahip olduğunu eşsiz avantajları anlatmakta ve Çinli yatırımcıları Türk firmalarıyla ortaklık ilişkileri kurmaları için teşvik etmektedir.

Ofis, Çin ve Türkiye arasındaki ticareti artırmak, yatırım ilişkilerini ve işbirliğini teşvik etmek; iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerdeki sorunları Türk ve Çin hükümetlerine aktarmak; iş, ticaret ve yatırım konularında görüş alışverişi yapmak amacıyla faaliyetlerini sürdürmektedir. Aynı zamanda, iş ve politika dünyasının önde gelenleriyle ilişki kurulmasına yardımcı olmak, Çinli yatırımcıları Türkiye’de yatırım yapmaya çekebilecek Türk ekonomisindeki dinamik alanlar hakkında aydınlatmak için de çalışmalar yürütüyoruz. Bunlarla beraber, ofisimiz aracılığıyla Çinli muhattaplara Güney Avrupa ve Ortadoğu’da iş faaliyetlerinde bulunabilecekleri konularda bilgi verilmektedir.

Pekin ve Shanghai’da olduğu kadar, Çin’in diğer bölgelerine de iş geliştirme ziyaretleri düzenleyerek, Türk iş ortamını tanıtıcı toplantılar gerçekleştirmekte, yerel yöneticilere Türk iş dünyasını tanıtma çalışmalarını sürdürmekteyiz.

Öte yandan, TÜSİAD’ın stratejik iş geliştirme birimi olan TÜSİAD International, Türkiye ile Çin arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri artırmaya yönelik faaliyetler sürdürmektedir. İkili ilişkileri geliştirmek amacıyla TÜSİAD International, Çin Sanayi ve Ticaret Federasyonu (ACFIC) ve Çin Uluslararası Ticareti Destekleme Konseyi (CCPIT) ile anlaşmalar imzalamıştır. Bu anlaşmalar kapsamında her yıl düzenli olarak Türkiye ve Çin’in yatırım ortamlarını ve yatırım olanaklarını tanıtıcı seminerler düzenlemektedir.

Tüm bu çalışmaları, Çin’de iş yapmak isteyen Türk işadamlarımıza ve Türkiye’de yatırım gerçekleştirmek isteyen Çinli işadamlarına rehberlik yapmak olarak nitelendirebiliriz.

Umut Ergunsü: TÜSİAD Pekin Ofisi’nin hazırladığı, benim de ilgiyle takip ettiğim, raporlardan bahseder misiniz?

Iraz Turhan: Ofisimiz her ay düzenli olarak Çin ekonomisi, istatistikler, yatırım ortamı ve Çin’in gerek Türkiye, gerekse de diğer ülkelerle olan ekonomik ilişkileri hakkında güncel bilgileri veren “Çin’de bu ay” raporunu hazırlıyor. Bunun yanı sıra, İngilizce olarak her üç ayda bir yayımladığımız Çin’in çeşitli sektörlerine dair analizleri içeren, Çin’in farklı eyalet ve bölgelerinin ekonomik yapısını anlatan iş yapma ortamı hakkında geniş bilgi edinebileceğiniz “China Business Insight” adlı raporu çıkarıyoruz. Türk okuyuculara Çin hakkında en güncel bilgileri sunarken, aynı zamanda Çinli iş ve hükümet çevresine de aynı şekilde Türkiye ekonomisini ve iş ortamı hakkında bilgileri veren “了解土耳其” – “Turkey Insight” adlı aylık Çince raporunu hazırlıyoruz.

Öte yandan, güncel konulara göre hem Çince hem de Türkçe olarak Pekin Ofis notları başlığı altında yayınladığımız bilgi notları oluyor. Türk ve Çinli kurum ve kuruluşlarından gelen bilgi taleplerine de bu bilgi notları ile cevap veriyoruz.

Bilgi notlarımızda zaman zaman Asya Pasifik ülkeleri hakkında da bilgilere yer veriyoruz. Çinlilere, Türkiye’nin Avrupa’ya açılan önemli bir kapı olduğunu anlatırken, Çin’i de, aynı şekilde, Asya Pasifik’teki en büyük güç ve bölgeye açılan kapı olarak değerlendiriyoruz.

Umut Ergunsü: Bahsettiğiniz bültenleri takip etmek için TÜSİAD üyesi olmak gerekiyor mu?

Iraz Turhan: Hayır, dileyen herkes web sitemizden bu raporları okuyabilir. Tüm raporlarımıza ilgi her geçen gün arttıyor. Bu da ofisimiz için çok memnuniyet verici.

Umut Ergunsü: Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerden kısaca bahsetmek gerekse neler söylersiniz?

Iraz Turhan: Türkiye ve Çin arasındaki ekonomik ilişkilere baktığımızda; 2011 yılında 24 milyar USD’yi aşan ticaret hacmiyle Çin’in ülkemizin en önemli ticaret ortaklarından biri haline geldiğini görmekteyiz. Buna karşın, ticaret ilişkilerimizde Türkiye’nin Çin’e verdiği ticari açık iki ülke ticari ilişkilerinde sorun teşkil etmektedir. Ancak, TÜSİAD olarak bu açığı, korumacılık ve ticari ambargo yolu ile değil, ekonomik ilişkilerimizi diğer alanlarla geliştirerek kapatabileceğimize inanmaktayız.

Çin hükümeti “走出去” “Going Out” projesini 2002 yılında uygulamaya koydu ve Çinli yatırımcıları dış ülkelere yatırım yapmaya teşvik etti. Bizler, Çin’li yatırımcıların Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika’daki etkinliklerini yakından takip etmekteyiz. Bu açılım çerçevesinde Çinli yatırımcıları Türkiye’ye davet ediyoruz. Birlikte çalışılabileceğimiz pekçok sektör var. Türkiye, enerji sağlayıcısı Kafkaslar ve Orta Doğu ile enerji tüketicisi Batı arasında “enerji koridoru” görevini üstlenmiştir. Bildiğiniz gibi, Çin, dünyanın en çok enerji tüketen ülkesidir. Bu nedenle Çin, yurtdışı yatırımlarını yaparken enerji güvenliği sağlayacak projelere büyük önem veriyor. Çin ile enerji sektöründe işbirliği yaptığımız projelerinin sayısını artırabiliriz. Bunun yanısıra, IT, finans, altyapı, lojistik, otomotiv ve turizm alanında yapılacak doğrudan yatırımların ticari açığı kapamada yarar sağlayacağına inanıyoruz.

Son yıllarda özellikle Çin’in batı ve orta bölgelerinden kıyı kesimlerine kadar pekçok eyalet ve bölgesinden Türkiye’ye büyük bir ilgi var. Çin hükümetinin dışa açılma politikası kapsamında Çin’in hemen hemen her bölgesinden pekçok heyet Türkiye’yi ziyaret etmektedir. Ayda en az iki farklı eyaletten farklı sektörlerden oluşan heyetlerin ziyaret taleplerini alıyoruz. Bu da Çinlilerin artık Türkiye’yi stratejik bir iş ortağı olarak görmeye başladığının işaretidir diyebiliriz.

Umut Ergunsü: Çin toplumu hakkında az da olsa fikir sahibi olmadan Çin ekonomisini anlayabilmek zordur. Bunu, TÜSİAD’ın yayınladığı Görüş Dergisi’nin Aralık 2011 sayısında Prof. Song Yingchang ve Dr. Li Jinkui gibi Çin’in önde gelen akademisyenleri ile Çin toplumu hakkında yapılan röportajların dergide geniş yer bulmasından da anlıyabiliyoruz. Siz, Görüş Dergisi’nde Çin’e ayrılan 27 sayfalık detaylı ve bilgilendirici çalışmada emeği geçenlerdensiniz. Dergideki Prof. Song Yingchang, Dr. Li Jinkui röportajlarını yapan kişi olarak, bizleri, Çin toplumu hakkında biraz bilgilendirir misiniz?

Iraz Turhan: Son 30 yılda ortalama yüzde 9.5 büyüyerek muazzam başarılar elde etmiş bir ekonominin toplumsal olarak gelişimi de kaçınılmazdır. Çin son yıllarda hızlı bir şekilde kentleşmektedir. Bu kentleşme süreci ister istemez de pek çok sorunu beraberinde getirmektedir. Her yıl yaklaşık 15 milyon kişi şehirlere göç etmektedir. Orta sınıf nüfusu hızla artmakta ve halkın gelir düzeyi arasında büyük farklılıklar meydana gelmektedir. Bu çerçevede hükümet, halkın gelir düzeyini artırmaya yönelik çalışmalara son derece önem vermektedir. Özellikle küçük ve orta ölçekli şirketlerin gelişimine ve istihdamı artırmaya yönelik hükümet aktif çalışmalar yapmaktadır.

Onikinci Beş Yıllık Kalkınma Planı kapsamında Çin kentleşme standardını yükseltmeyi ve kentleşme oranını % 47’den % 51,5’e çıkarmayı planlıyor. Çin gelişirken aynı zamanda ülke içerisindeki dengeleri de çok iyi korumak zorunda. Bu bağlamda, 2013 yılında iş başına geçeçek yeni liderlere zor ve çok önemli görevler düşüyor.

Çin’in kentleşme gelişimi Türkiye ve batılı ülkelerden farklıdır. Çin “mutlu tarım, mutlu tarımcı” kavramlarını geliştirmektedir. Bu, Çin’in son yıllarda geliştirmeye başladığı modernleşme yöntemidir. Bu yönteme göre, kırsalda ve kentte yaşayanlar aynı şartlarda gelişmelidir. Şehirlerdeki insanlar kırsal kesimlere gidip bu bölgelerin gelişimine, modernleşmesine katkıda bulunacaktır.

Umut Ergunsü: Daha önce de belirttiğim gibi, beni bu köşede Çin hakkında haftalık yazı yazmaya iten neden, ülkemiz insanının dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin hakkında yeterince bilgiye sahip olmamasıdır. Türk insanının Çin’i yeterince tanımıyor olması madalyonun bir yüzüdür. Peki, madalyonun diğer yüzüne baktığımızda, Çinli işadamları Türkiye hakkında ne kadar bilgili? Çin’den bakınca Türkiye nasıl görünüyor? Çinli işadamları ile sık sık görüşen biri olarak bu konuda neler söylersiniz?

Iraz Turhan: Bundan birkaç yıl önce Çinlilerle sohbetlerimizde gerçekten Türkiye’yi hiç tanımıyoruz diyorlardı. Ancak şimdiki sohbetlerimizde, “Türkiye çok önemli ve hızla yıldızı parlayan bir ekonomi. Avrupa’da ve Ortadoğu’da yaşanan ekonomik ve politik olumsuzluklara rağmen istikararlı gelişimini sürdürüyor. Türkiye’yi daha çok anlama, iş ortaklıkları kurma azmindeyiz” diyorlar. İş yapma kültürümüzü anlamaya çalışıyorlar. Ancak, halen Türkiye’nin iş ve yatırım ortamı hakkında bilgi edinebilecekleri Çince kaynaklar sınırlı. Bu nedenle Çince raporlarımızın yanısıra, Çin’de pekçok kurum ve kuruluşla, medya ile, yerel hükümetlerle lobi faaliyetlerimize, iş geliştirme ziyaretlerimize büyük önem arzediyoruz. Çinlilerin Türkiye’yi ve iş yapma ortamını anlayabilecekleri kaynaklara ihtiyaçları var. Bu çerçevede bizlere ve Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı’na da önemli görevler düşüyor.

Umut Ergunsü: Çin’de iş yapma dinamikleri hakkında bilinmesi gerekenler nelerdir?

Iraz Turhan: Çin’de iş yapma dinamiklerini anlamak için öncelikle Çin siyasi ve ekonomik sisteminin iyi anlaşılması gerekiyor. Çin’de devlet planlı bir ekonomi uygulanmaktadır. Bu çerçevede ekonomide devletin, merkezi hükümetin gücünü ve etkisini iyi anlamak gerekmektedir. 关系 (Guanxi, anlamı: ilişki kurmak) kelimesi Çin iş dünyasında önemli bir anlam ifade etmektedir. Bu kelimede “benim kültürümü ve benim iş yapma geleneklerimi benimse” anlamı yatmaktadır. Bu bağlamda, bürokratik uygulamaların iş faaliyetlerini zaman zaman etkiyelebileceği göz önününde bulundurularak, Çin ile iş yapılan eyalet ve bölgelerdeki yerel hükümet yetkilileri ile yakın ilişkiler kurulmalıdır. Aynı zamanda, Çin’i bütünsel olarak anlamanın yanısıra, bölge ve eyaletlerin özelliklerini anlamak, sağlıklı iş ilişkileri kurmak açısından büyük önem arzetmektedir. Ülkemizde birlikte kurulacak iş ortaklıklarında, şirketin ve sektörün Çinliler tarafından en iyi şekilde anlaşılmasına yardımcı olunmalı, sabırla yaklaşılmalıdır.

Umut Ergunsü: Ülkemiz ekonomisinin geleceği için çok önemli olduğuna inandığım bir soruya geldi sıra. Çin’de üretip Çin’in iç pazarında satmak, aynı zamanda Doğu Asya’daki diğer ülkelerin pazarlarına Çin üzerinden erişmek, hatta tüm dünyaya burdan ürün satmak mümkün mü? Örnek teşkil edebilecek Türk şirketleri var mı?

Iraz Turhan: Neden olmasın. Bunu Avrupalı, Amerikalı başardı. Türk şirketlerinin de zamanla başaracağına inanıyorum ki buna bugünden güzel başarı örnekleri verilebilir. Örneğin BEKO, Çin’de çamaşır makinesi üretiyor. Çin’de ürettiği çamaşır makinelerini Türk pazarına sunmayan BEKO, bu makineleri hem Çin’e hem dünyaya satıyor. Aynı şekilde Standard Profil, Çin’de otomotiv parçası üretiyor ve yine Çin’e satıyor.

Son yıllarda, Çin’den gelen düşük kaliteli ve nispeten daha ucuz Çin mallarının yarattığı ticaret açığı, Türkiye’de Çin mallarına karşı bir tepkiye ve güvensizliğe neden olmakta. Ancak, Çin artık bu şekilde devam edemeyeceğini anlamıştır ve ekonomisini ihracata dayalı modelden ithalata ve iç tüketime dayalı modele dönüştürme yolunda önemli adımlar atmaktadır. Öte yandan Çin hükümeti son yıllarda ileri teknoloji ve AR&GE yatırımlarına büyük kaynaklar ayırıyor. Çin artık dünyaya teknoloji üreten bir ülke konumuna geçme yönündeki hedefi doğrultusunda çalışmalarını hızlı bir şekilde sürdürüyor. Çin ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da pek çok şirketimizin ve pek çok kurumun Çinlilerle ortak iş yapma azminde olduğu görüyoruz. Bu güven giderek daha da artacaktır.

Umut Ergunsü: Söyleşimizi noktalamadan önce, Çinli şirketlerle iş yapmak isteyen Türk işadamlarımıza ne gibi önerilerde bulunursunuz?

Iraz Turhan: Öncelikle Çin ekonomik yapısının, farklı bölge ve sektörlerinin iyi anlaşılması gerekiyor. Sekörlerdeki gelişmeler ve sorunlar iyi araştırılmalıdır. Çin ile iş yaparken karşılaşılabilecek sorunlara önceden hazırlıklı olunmalıdır. Biraz evvel de bahsetmiş olduğum gibi Çin sisteminin batıdaki sistemden çok farklı olduğu bilinmeli, devletin ekonomik faaliyetlerdeki yetkisi göz önünde bulundurulmalıdır. Çin, son yıllarda iş yapma ortamını iyileştirme konusunda oldukça aktif çalışmalar yapmaktadır. Ancak, halen yabancı yatırımcılar ya da Çin ile ticaret yapan şirketler için bazı engelleyici durumlar olabilmektedir. Dünya Bankası verilerine göre “İş Yapma” kolaylığı konusunda Çin 87. sırada yer alıyor. “Kamu ve devlet mal alımlarında yabancı şirketlere yönelik ayrımcı bir politika izlenmektedir. Bu alanda yabancı şirketlere yeterince yer verilmemektedir.

Çinli bir şirket ile ortak teşebbüs kurarken şirketin ve üst düzey yetkilisinin sorumluluk ve yetkisinin iyi bilinmesi ve kontratta net şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Çin ile iş anlaşması yapılırken kontratın hazırlanma süreci aceleye getirilmemeli ve her maddenin üzerinde özenle çalışılmalıdır.

Çin’e ürün satarken ise, pazar araştırması yapılırken, Çin’in nüfus yapısı iyi araştırılmalıdır. Hedef kitlenin gelir durumu, ülkenin coğrafi konumu ve iklimin ürün üzerindeki etkilerinin de iyi değerlendirilmesinde fayda var. Çin’e ürün satarken ya da yatırım yaparken Çin’de fikri mülkiyet hakları ihlali ve patent hırsızlıkları konusunda halen şirketlerin mağdur durumda kalabilecekleri unutulmamalıdır. Ürünlerin mutlaka Çince isimle de patentinin alınması gerekmektedir. Çin’de gerçekleştirilen sektörel fuarların iyi takip edilmesi önemlidir. Hatta, mümkünse, bu fuarlarda katılımcı olmak pazara girişte ve ürün satın alma konusunda faydalı bir rehber olacaktır.

 

Kaynak: http://www.cinhh.com/tusiad-pekin-ofisi-direktoru-iraz-turhan-roportaji/